6 Mayıs 2010 Perşembe

kendimi tanıyorum bu aralar...



Kendimi tanıyorum bu aralar... Bu kadar zaman aynaya bakıp da nasıl tanıyamıyor insan kendini?


Öyle yabancıyız ki kendimize... Hep başkalarıyla konuşup, başkalarını dinlemişiz bugüne kadar. Dertleşmek, konuşmak istesek hep telefona sarılmışız. Oysa en yakınımızı, kendimizi unutuvermişiz!

Oysa çırpınıp dururmuş yüreğimiz, sesini bize duyurabilmek için... Ama saatin tik tak'ları gibi, fark edemez olmuşuz onu da...

Şimdi yalnız kalınca fark ettim “içimdeki ben”i! Duyabiliyorum kalbimin sesini...

Başkaları için yaptıklarımın yarısını kendime yapsaydım, böyle yalnız kalmazdım belki... Hem belki sen de bırakıp gitmezdin beni...

İstemekten geçiyormuş her şey! Yani önce istemek lazımmış bir şeyi! Ve yürümek hedefe doğru! En zor sandığımız şeyler de, en kolay elde edilenler de hep aynı yöntemle! İstemek ve yürümek...

İnsanın elinden kurtulamıyormuş hayat...

Kendimi sevmezsem, kimseyi sevemezmişim. Belki de yapılan iyiliklerin birçoğunu bu yüzden görmemişim. Yani gözlerimizi kapatıyoruz ve sonra kör olduğumuza inanıyoruz...



Küçükken oyununu oynardık bunun! Sen gözünü yumardın ve “Kör oldum!” derdin. Ben de senin koluna girip yolları tarif ederdim. “Basamak var, sağa dönelim. Biri geliyor, yaklaş!” gibi... Hatta bir keresinde senin tarafındaki ağaç beni rahatsız etmeyince sana söylemeyi unutmuştum da, ağaca çarpmıştın...:)) Ben kör olduğumdaysa hep hile yapardım. Senin benden intikam alacağını düşünür ve arada bir gözümü açıp bakardım. Ama sen hiçbir zaman intikam almadın...

Daha küçücükken bile “Kör oldum!” deyip sonra gözümüzü açarken, şimdi neden her gözümüzü kapatışımızda kör olduğumuza inanıyoruz?

Doğru ya, biz insanoğluyuz...

Gel gör ki böyle yalnız kalana kadar ben de hep kör olduğuma inandım. Oysa o kadar güzel ki hayat! Öylesine renkli ve sürprizlerle dolu ki... Her şey bunun bir oyun olduğunu anlayıp, gözümüzü açmakla başlıyor! Gözümüzü açmak ve bakmak etrafa!

Mutluluk ayrıntıda gizli, görmeyi öğrenmek gerek!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder