10 Mayıs 2010 Pazartesi

Sevmenin adaleti yokmuş anladım...





"Sevmenin adaleti yokmuş anladım..."




Sürükleniyor insan bazen kendinden geçtiği bir ilişkiye... "Asla"lar, "ama"lar, "imkansız"lar fayda etmiyor. Gözü kör, kulağı sağır yürüyüp gidiyor insan o ilişkinin patikalarında...


Acı çekebiliyor, canı acıyabiliyor, kalbi ağrıyabiliyor... Hiçbir şey vazgeçiremiyor insanı... Adının önemi bile kalmıyor o an. Aşk, tutku, ilgi... İlişkinin biçimi, rengi, kokusu değil, dokusu önemli oluyor. "İlişkilenmek" esas hale geliyor.


Bir bakış, bir gülüş yeterli gelebiliyor kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmasına...


Kendi için biçilmiş kaftan olan binlercesi sokaklarda dolaşırken, gidip en olmazına aşık oluyor insan...


"Git-Gel"ler yaşanıyor... Bazen günlerce bakmıyor yüzüne... Bazen "Seninim" deyip yok oluyor... Bazense "Unut" diyor...


Bütün bunların ardından umut etmekten vazgeçmeyen yaralı kalp sessizce haykırıyor:


"Gelme istemezsen

Yorgun düştüm yüreğim sana kırgın

İnandır bu son olmayacaksa

Gelme istemem..."





Dil "İstemem" diyor ya, yürek bekliyor
inandırılacağı günü... "Bu sondu" deyip bir daha bırakmayacak olanı...

30 Eylül 2009 - Şehnaz Baykuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder