29 Ağustos 2011 Pazartesi

Alacakaranlık


Alacakaranlık, Yeniay, Tutulma, Şafak Vakti serisini nihayet okudum. Gerçekten de okunası kitaplar olduğunu gördüm. Ne yazık ki bu defa altını çizdiğim yerler yok. Birçok romanı okurkenki gibi bu seride de çizemedim. "Sürükleyici kitap" diye bir şey var ya hani, gerçekten var :) Ben bazı kitaplarda sürükleniyorum, elimdeki kalemi saatlerce tutup, tek satırı bile çizmeden kitabı bitiriyorum.

Tüm seriyi okumam tam bir hafta sürdü. Sürekli okudum. Yemek yerken, dolmuşta, öğle arasında ve en çok da  uykularımdan feragat ederek... "Çerez kitaplar"ı da bu hızla okurum, tek kelime bile çizmem ama sonra konusunu dahi hatırlamayabilirim. Kısacası iz bırakmazlar. Ama Alacakaranlık serisi bu kitaplardan gibi değildi. Tek kelimesi çizilmedi ama dört kitap birden iz bıraktı bende...
 
Okurken gözlerimin dolduğu ya da kahkahalar atığım anlar oldu. Bitirdikten sonra 2 filmini de tekrar izledim ve filmin neden bende kitapar kadar iz bırakmadığını anlamaya çalıştım. Ve sonunda keşfettim. Serinin ikinci filmi bana ilk filminden daha kötü gelmişti. Oysa serinin ikinci kitabı Yeniay'da birinci kitaptan etkilendiğimden çok daha fazla etkilendim. Kitapta Bella'nın ayrılık acısını yüreğinde hissediyor insan. Bir taş gibi oturuyor insanın yüreğine Edward'ın ayrılık anı...Filmde ise çabucak geçiveriyor sahneler... Film bu acıyı tam olarak algılamayacak kadar kısa sürüyor. ( Otobüs'te okudum ayrılık anını, otobüste ağladım :)
 
Ne diyeyim daha, okuyun... Hem aşk var var hem aksiyon... Roman seviyorsanız, bu seriyi de seveceksiniz...

İyi okumalar ;)
 

2 yorum:

  1. Kelimesi kelimesine katılıyorumm :)
    bende ilk iki kitabı hızlı hızlı okuyordum sonra dur ya biticek şidmiii dedim ve yavaşa aldım kendımı :) son ıkısını yavas yava okudum hemde ıs yerınde e book tan çünkü kitap okumak yasaktı ve zamanımda olmuyordu baska türlü ev - iş napayım dimi ama :) sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Ayşecim yorum için teşekkür ederim :)

    Gerçekten fazla sürükleyiciydi.

    YanıtlaSil